
Küçükken annem mutfak camından yarı beline kadar sarkıp avaz avaza bağırırdı;
"Hava karardı, eve gelmeye niyetiniz yok muuu? Bir daha söylemeyeceğim, almayacağım içeri!"
Özgürlük biterdi o an. Dünya başımıza yıkılırdı.
Herkesler sokaktayken, hava kararmış bize neydi. Hem babam da daha gelmemişti.
Bütün yalvarmalar, beş dakika daha özgür kalabilmek içindi.
Güzel şeyler niye bitmek zorundaydı?
Biliyorduk yarın yine bizimdi ama ya gece?
Annem en sonunda kapının önüne dikilir, son kez bağırır, biz de kuyruğumuzu bacaklarımızın arasına sıkıştırıp teker teker sokak kapısından içeri süzülürdük.
Önce banyo faslı. Annem mutfak kapısından bağırırdı bu kez.
"Adam gibi yıkayın elinizi yüzünüzü. Sonra pijamalarınızı giyinin, koltuğun üzerine dizilin!"
Hepsini yaylana yaylana yapardık.
Sonra sızlanma vakti gelirdi.
Kimimizin ayağı ağrırdı, kimimizin başı, eli, ayağı, kolu.
Ağrıyacak-sızlayacak bir yerimiz hali hazırda bulunurdu.
Ağlamalar-böğürmeler evin duvarlarını aşıp, üst kattan üvey babaannemin kulak tırmalayan vızıltısı duyulmaya başlayınca, annem biterdi tepemize;
"Dışarıda birşeyiniz yoktu, eve gelince mi başlıyor ağrınız sızınız?"
Evet, eve gelince başlıyordu her şey. Birdenbire ağrılar-sızılar-acılar saplanıyordu her yerimize.
Niye bilmiyorduk. Belki eşikte vardı bir şeyler. Ayağımızı içeri atar atmaz mutsuzluk perdesi, ağrı-sızı pelerini çekiliyordu üzerimize.
Dışarıda mutluyduk ve unutuyorduk her şeyi. Dünya yansa bize neydi.
Şimdi de öyle değil mi sanki? Yıllar bir şeyi değiştirdi mi?
Yanındayken unutuyorum her şeyi. Sen, yalnızca sen oluyorsun sağımda-solumda-soluğumda.
Akşam oldu ve bak arttı yine ağrılarım işte.
Başım ağrıyor, dişim düşüm ağrıyor.
Yüreğim ağrıyor ne demek bilir misin? Hayallerim ölüm döşeğinde.
Dayanılmaz bir sancı var hayatımın her köşesinde.
Yaşamım ağrıyor anlıyor musun? "Binlerce sebebi olabilir" diyorlar. Yalan. Tek nedeni olduğunu onlar da biliyorlar.
Bitmesin, gitmeyesin istiyorum. Olmuyor.
Annem çıkıp bağırmıyor mutfak kapısından.
Bir hak daha veren de olmuyor.
"Çocukluktan kalma bir alışkanlık" deyip geçiyorum.
Yalan yok, akşam üşüşüyor ağrılar, ben ne yapayım.
26 AĞUSTOS PAZAR 2007