Görsel İcraatlar
Yazılı İcraatlar
Dünya Hali
Foto Moto
İzlenesi Filmler
gul@gulakman.com
Girişe Gider

BEKLEMEK İYİDİR
SABRETMEYİ EZBERLETİR

Bekliyorum ben de sabırla.
Bazen, başımı örtüp , ellerimi göğe açıp dualarla.
Bazen içip içip dünyaya kafa tutan isyanlarımla.
Seni bekliyorum yalnızca.

Bildiğim, artık sadece yapmam gerekenin bu olduğu.
Bildiğim, başka bir yol deneyince ruhumun yorulduğu.

Elimde biletim, içimde susturamadığım beklentilerimle , havaalanında, tren garında, otobüs durağında, vapur iskelesinde kayıp bir yolcu gibiyim.
Söylesene nereye gitmeliyim?
Kime kızmalıyım?
Kime gücenmeliyim?
Yoksa senden ilelebet vaz mı geçmeliyim?

Beklemek son birkaç asırdır tek ezberim.

Bazen, kardan önünü görmeyen ya da yağmurun dövdüğü ve yahut sardunyaların güneşe güldüğü penceremin ardında duruyorum bilinçsizce. Boşluğa takılıp soruyorum kendime. “Mevsimler bile değişirken kaderim niye değişmiyor?” diye.

Kimi zaman yüzüm sırılsıklam, kimi zaman gözlerimin içinde yüzen yakamozlarla bakıyorum yola.
Kapımın önünde buluşanlar, yokuşta yorulup soluklananlar, annesinin çekiştirdiği çocuklar, babasının omzundan sağa sola kıkırdayan minik kızlar, evlere servis yapan garsonlar, postacılar, sucular...

İçerde hayat nasıl durmuşsa, dışarıda devam ediyor. İnadına. 

Öyle bir batıl inanç ki gelecek olman. Ama bekliyorum işte.
Falcılar kahve telvesinde seni arıyor. Ben sokaktaki gölgelerde, ayak seslerinde.
Gelmiyorsun yine.
Ama caymıyorum senden. Koymuyorum yerine yeni birilerini. Sevemiyorum sana ait olmayan başka gözleri.
Tarot kartlarında, kahve fincanlarında izini sürmekteyim.

Yılmadan, yıkılmadan, utanmadan ve korkmadan.
Gözüm yolda, kulağım merdivenlerdeki en ufak hışırtıda. Zavallı kadıncağız. Çok defa göz göze geldim ev sahibimin şaşkın suratıyla. Yarım ağız bir “nasılsınız” deyip, havadan sudan sohbet edip örttüm kapıyı yüzüne. Yaktım bir sigara daha. Tünedim yine cama.  

Kanımla, kemiğimle, dişimle, tırnağımda dik durmaya çalışarak yolunu gözledim bir gece daha. Elbette zor. Tabi ki ölmek kadar kolay ve çabucak değil bilinmezlik.
Acı veriyor. Ağrıdan sızıdan yataklara düşürüyor elbet.
Boynumu büküp, elimi ayağımı, soluğumu kesiyor ama katlanıyorum işte.
Öldürmeyen her şey güçlendiriyor en nihayetinde.
Bir gün geleceksin biliyorum. Ama hangi ışıkta, hangi mevsimde, hangi şarkıda onu çözemiyorum.
O vakte kadar geçen her saniye öfkemi üçe beşe katlıyor. Hüznümü bilmem kaç misli artırıyor. “artık gelse de ne değişir” diyorum. “İnanacak mıyım sanki her sözüne”.
Senden nefret etmek için milyon tane sebebim varken, ben seni sevmem için gerekenleri ayıklıyorum içlerinden.
Bitmiyor umut, bitmiyor sevda.

Geceleri görünce seni rüyamda “tamam” diyorum “işte bir işaret daha”.
Toplayıp tüm ipuçlarını koyuyorum yastığımın altına.
Ne olur , zahmet olmazsa eğer , bu gece de girer misin rüyama?

1 ARALIK CUMARTESİ 2007

Tanrım bana Hollywood aşkı ver
Ne yani susmak mı gerekiyor aşık olunca ?
Devrem, gönül rütbe dinlemez.
Bence kal, biraz daha kal
Küçükken hayat daha bir kolay
Harfler ve Cuma
Her aşk mutlu başlar sonrası efkar
Bakalım ölecek miyim ?
70'e bağlayalım olmaz mı ?
Annem, mutfak camına çıksa da ...
Hanginiz kurtsunuz acaba ?
Hafızam niye senden yana ?
Adını İstanbul koydum...
Özgürüm, en az senin kadar
Bunun için adamı hapse atmıyorlar
Kart kalıyor hıyarlar ya da eriyip gidiyor acurlar
Bunların hepsi aynı, isimleri başka
Kendi romantik komedinizi...
Anam babam
Biz: aşkın yüz karaları...
Fotoğraflarımı gönderir misiniz ?
İçindekileri kusmak ya da sadece konuşmak
Gideceksen hemen git
En büyük aşkım ya da en derin sızım
Aynadaki yüzüm
Savaşma benimle, yenemiyorsun işte
Kavgalara alışmak ya da...
Adalet aşkın temeli
Her aşka bir kullanma kılavuzu şart
Nasıl ?
Baş harfi sen
Var mısın, yok musun ?
Bırakın filmleri, en iyi senaryo annenizinki
Söz seyircinin
Beklemek iyidir...
Emanetimi geri aldım
Herkes kendi siperine
Ben gidiyorum, kalanlar sana emanet