
Seni ilk kez ağlarken gördüm.
Yıllardır yan yana olmamıza rağmen ilk defa.
Ben böğürürdüm gecelerce, sen dudaklarını ısırırdın yalnızca.
O kadar aşık oldun, o kadar kızdın, üzüldün, o kadar sövdün ona buna da, niyeyse
ilk kez bu akşam coşup çağladın böyle yanı başımda. Kurak geçen koca yıla nazire yaparcasına. İlk sağanak senden gelmese de bu yıl, kıskandırdın sonbaharı da, kışı da, bayramı da.
Yakalaması çok zor seni bulutların bundan sonra.
Çerezden acılara alışmıştın hani? Hayat nereden vursa toparlanmıştın hemen ardından.
Nasır bağlamıştı yüreğin.
Hani nerdeeee? Ölümleri bile kabullendin de niye şimdi bu gözyaşları?
Demek ki böyle vedalar düşmemişti daha önce kaderine.
Demek ki hiç hesaba katmamıştın böyle saçma sapan , manasız ayrılıkları.
Ya da gidenler daha önce hiç bu kadar acıtmamıştı.
Koymuştun yerine yeni birilerini.
Belki de titretmiyordu o vakit akıbetin şimdiki gibi ellerini.
Çok yaşadım ben alışamasam da hala ilk değil bu elveda.
Hep tepetaklak oldu hayatı gidenin de kalanın da.
Şimdi ıslak ıslak bakıyorsun yüzüme. Delip geçiyor ya bakışların bedenimi, hayallerimi, kaçıp gitme isteklerimi.
“Kal” diyorum kendi kendime. Öyle söylüyor gözlerin çünkü, sen hiç ses etmesen de.
Müdahale edebilseydim keşke akıp giden şu filme.
Senin gibi ben de oyuncusu olmasaydım. Senaryoyu evvelden görüp , yönetmenle tanışsaydım.
Keşke.
Ama hayat hiç de bildiğimiz gibi akmıyor, akamıyor en nihayetinde.
Bayramda birbirimize şeker çikolata verip, yılbaşında göbek atmanın hayalini kurarken savuruyor işte bizi başka başka adreslere.
Yine aynı kentteyiz, aynı semtte.
Ama ayrı kapılardan ayrı binalara götürecek bizi ayaklarımız.
Sabah ilk iş çayı- kahveyi doldurup ayrı geçen birkaç saatin muhasebesini yapamayacağız. Telefonlar, mailler, akşam buluşmaları olacak elbet.
Tabi ki, kesinlikle.
Ama ilk zamanlar her gece, sonrası haftada bire düşecek buluşmalar.
Zaman bizi aynı şehrin başka sokaklarında ayrılığa terk edecek belki.
Bilemiyoruz ki.
Sınanacak dostluğumuz, bağımız.
Yenilmeyeceğiz, hemencecik yıkılmayacağız.
Gitmek mi kalmak mı zor çözemiyorum günlerdir. .
Hep aynı şeyi söylerler yeni iyidir. Bilmiyorum sadece deneyip görmek için gidiyorum.
Yapma ne olur. Kalmak için milyonlarca sebebe bir yenisini ekleme.
Sen coştukça salıyorum ipleri ben de. Sen sustukça akıyor gözümden nehirler, çaylar, dereler.
Zamanı bu akşammış meğer.
Ben gidiyorum dostum. Kalanlar sana emanet.
Aşklarım da, sırlarım da, korkularım da hazinen artık.
Seninkiler de benim cebimde, yüreğimde.
İyi sakla emi.
Yeni birileri gelip geçse de hayatından, kapmasın kimsecikler benim yerimi.
Ben gidiyorum dostum.
Ayaklarımı sürüyerek.
Silip gözümün yaşını, başımı dik tutmaya gayret ederek.
Sen de dene, ha gayret.
( Arzu’ya)
22 ARALIK CUMARTESİ 2007