
Herkesin dilinde aynı ezber.
"Kurtlar sofrasına hoş geldiniz."
Zahmet olmazsa bir şey soracağım:
Hanginiz kurt Allah aşkına söyler misiniz?
Kiminle ne konuşsam, ne paylaşsam, mevzu döner dolaşır aşka sapar .
Herkes önce eteğindeki taşları, sonra gözündeki yaşları döker.
Ne çok incinmiştir, ne çok kırılmıştır, ne çok sevmiş de ne çok yaralanmıştır.
Kimin gözyaşı daha ağır çeker, hesaplayamam dinlerken.
Herkes yaralıdır ve işin garibi herkes haklıdır.
Kim kurt kim kuzu bilinmez yani.
Ne giyen kabul eder, ne de gören gerçeği.
Hiçbir erkeğin hikayesinde; "Ben bir kızın anasından emdiği sütü burnundan getirdim. Ümit verdim, tekme attım, hayata küstü benden sonra" lafları geçmez.
Kadın şeytandır çünkü. Adamlar ise hep mağdur.
Hatta kadınların gördüğünden, bildiğinden daha zavallıdırlar.
Kendileri buna inanırlar .
Hep bir yuvaları olsun isterler aslında.
Ama doğru düzgün bir kız çıkmaz ki karşılarına. Acı çeker, köpek gibi kafayı çeker, kendilerini heder ederler sevgilileri uğruna.
Aşk ister, ama 'bedeli ağır' diye vazgeçerler.
Ya kadın kısmısı. Onlara ne demeli? Hiçbirinden duydunuz mu?
"Sürüm sürüm süründürdüm, kullanıp attım bir kenara. Çok yalvardı, kapandı ayaklarıma, çok sevdi de ben istemedim" sözlerini.
Erkek magandadır çünkü. Kadınlar ise mağdure.
Hatta erkeklerin sandığı gibi kaplanpanter değil kedi yavrusudur her biri. Masal prensleriyle büyür, beyaz atlı ararlar ömürleri boyunca.
Bir bulsalar ayaklarını bile yıkarlar ama nerdeee? İyi olmak yetmez, erkekleri mutlu etmeye.
Erkek milleti doyumsuzdur, doymaz. Ama kızlar aşkın peşini yine de hiç bırakmaz.
Asrın yalanıdır bu, "Ben kimseyi ağlatmadım" geyikleri.
Nüfus sayımı yapılabilseydi keşke.
"Madem herkes mağdur kuzu, acımasız kurtlar neredeymiş ? " diye.
Sözün özü, herkes sevgi arsızı. Herkes istiyor sadece.
Almaya gelince "tamam", vermeye gelince "dur babam".
Yok mu bu hikayenin iyisi kötüsü? Aslına bakarsan yok.
Çünkü herkes acılı, bir o kadar da yalancı.
28 AĞUSTOS SALI 2007