Görsel İcraatlar
Yazılı İcraatlar
Dünya Hali
Foto Moto
İzlenesi Filmler
gul@gulakman.com
Girişe Gider

HARFLER VE CUMA  

İlkokulda güzel yazı dersleri vardı. Kareli defterlere yazardık öğretmenin söylediklerini.
Bir kutunun içini dolduracak büyüklükte olmalıydı harfler.
Ne kaybolacaktı, ne de çerçeveden taşacaktı.
Çünkü o defterde sınır ihlali yasaktı.
Ama ne kadar uğraşsak da, kaçaklar olurdu işte..
Ya "a" isyankardı o zaman ya da "y"..
Harflerin dünyasına, onların özgür ve coşkulu taşkınlıklarına, başıboş yolculuklarına engel olmayı o dönemlerden "öğrenemedik"..

BAŞLANGIÇTI AMA...
Bu bir başlangıçtı oysa...
Fark edemedik.
Çünkü yalnızca karenin alt-üst-sağ-sol çizgisini geçmekle yetinmeyecekti harfler. Çoğalıp kelime, çoğalıp cümle olacaktı.
Ve hep kareden taşacak, duvarları yıkmaya çalışacaktı.
Gün gelecek, dişlerimizi ne kadar sıksak da, koşar adım atlayıp dudaklarımızdan "Seviyorum" diye haykıracaktı içlerinden birkaçı.
Kalemi bizden önce kapıp, onun ismini buldukları her köşeye yazacaktı. Her deftere, her kağıda...

'UMUT' DENİLEN HEVES...
Yetmezse yüreğimizin odacıklarına, hücrelerimizin en ücra yamaçlarına kazıyacaktı yarin ismini.
Sahibi bizken sözünü esirgemeyecek, sevgilinin ağzından çıkmamak için deli gibi diretecekti her biri.
Bir, ikisi acıyacaktı halimize belki.
"Ama" olup kaçacaklardı suskun sevgilinin ses tellerinden. Ya da altısı yan yana gelip "Bir gün" diyecekti sırf biz öldürmeyelim diye, umut denilen yaşam hevesini.
Boşlukları doldurmaksa hep bize düşecekti.

DOĞUM VE ÖLÜM...
Gözyaşımıza meze olacaktı yan yana dizilip söyledikleri şiirler.
Tarifini öğrenmeden "yalnızlığı" yaşayacaktık hep beraber.
Harflerin öğrettiği en boğucu, içinden çıkılmaz his yalnızlık olacaktı.
Yaşamın en önemli iki anında tek başınayken oysa.
Teker kelimelik iki dolu anlamla karşımıza çıkacaktı bizimkiler.
Doğum ve ölüm.

ONUN BİLE CUMA'SI VAR
Peki ya arada geçen binlerce gün? İşte o zamanı da sürekli bizden ayrı bir beden ve apayrı bir yürekle anlamlandırmaya çalışacaktık.
Kendi anlamımızı çözemediğimizden belki de, tek başınalığın tarifini de yanlış bir masalla yapacaktık.
Adalar hayal edecektik kaçıp saklanmak için. Yalnız kalınacak küçücük adalar.
Robinson Crusoe olmayı isteyecektik. Bu kandırmacada tek suçlu da harflerin büyük abisi cümleler olacaktı. Onun da abisi satırlar. En büyük abi koca kitaplar.
Bize unutturulan, o masalın kahramanı Robinson'un bile aslında yalnız olmadığıydı.
Onun bile bir Cuma'sı vardı.

19 AĞUSTOS PAZAR 2007

Tanrım bana Hollywood aşkı ver
Ne yani susmak mı gerekiyor aşık olunca ?
Devrem, gönül rütbe dinlemez.
Bence kal, biraz daha kal
Küçükken hayat daha bir kolay
Harfler ve Cuma
Her aşk mutlu başlar sonrası efkar
Bakalım ölecek miyim ?
70'e bağlayalım olmaz mı ?
Annem, mutfak camına çıksa da ...
Hanginiz kurtsunuz acaba ?
Hafızam niye senden yana ?
Adını İstanbul koydum...
Özgürüm, en az senin kadar
Bunun için adamı hapse atmıyorlar
Kart kalıyor hıyarlar ya da eriyip gidiyor acurlar
Bunların hepsi aynı, isimleri başka
Kendi romantik komedinizi...
Anam babam
Biz: aşkın yüz karaları...
Fotoğraflarımı gönderir misiniz ?
İçindekileri kusmak ya da sadece konuşmak
Gideceksen hemen git
En büyük aşkım ya da en derin sızım
Aynadaki yüzüm
Savaşma benimle, yenemiyorsun işte
Kavgalara alışmak ya da...
Adalet aşkın temeli
Her aşka bir kullanma kılavuzu şart
Nasıl ?
Baş harfi sen
Var mısın, yok musun ?
Bırakın filmleri, en iyi senaryo annenizinki
Söz seyircinin
Beklemek iyidir...
Emanetimi geri aldım
Herkes kendi siperine
Ben gidiyorum, kalanlar sana emanet