
Gözümüzü her kırptığımızda rahat bir yaşam ve huzur için "para" istiyoruz.
Her yalnız kaldığımızda "güvenecek bir dost."
Gönlümüz doluyken "yeni sevda", sırtımız pekken " başka entari".
Kar yağdığında 'yazı", güneş açtığında "kışı" özlüyoruz.
Beklenti ve özlem yaşamımızın iki kelimelik özeti.
Cebimizde bir de bitip tükenmek bilmeyen korkularımız var tabii ki.
Bazen açlıktan korkuyoruz, bazen ölümden.
Bazen yitirmekten, bazen yitip gitmekten.
Ve bazen de "aşkın bitmesinden."
Keza bitiyor da.
Kimi zaman derin çizikler atıp, yarıklar bırakıp içimizde, ağır ağır ayak sürüyerek bitiyor.
Kimi zaman da tez vakitte sönen geveze sigarası kadar sessiz ve bir anda.
Gün olur da biterse, dinerse fırtına.
Herkes tasını tarağını alıp uzaklaşırsa olay mahallinden.
Ben, acaba ne olurum ben?
Ya unutamazsam yaşananları?
Ya hep kanar, hep yanarsa içim?
Takvimler acıdan, gözyaşından başka bir şey koymazsa avucuma.
Zamanın örttüğü toprak kapatmazsa içimdeki tüm çizikleri...
Gözüm arkada, geride, eskide kalırsa hep?
Ya geçmiş "geçip gitmezse" geçer diyenlere inat.
Ya içime düşen deniz aşırı füzeler döverse sabah akşam tüm rüyalarımı, düşlerimi?
Bir ters bakışın, sesindeki bir hoyrat yüklem kırılmaya müsait tüm kemiklerimi ufalarsa.
Bugüne kadar tüm yaralarımı saran sen, hiç acımadan yeni savaş alanları yaratırsan yüreğimde? Hiç ama hiç çekinmeden hem de.
Korktuğumuzdan daha beteri bitiyor burnumuzun dibinde.
Öğretiyor hayat "her aşk mutlu başlar, sonrası efkar."
Kalakalıyoruz ortada, yapayalnız.
Artık Çanakkale'deki Anzaklar'dan yok farkımız.
Tanımadığımız topraklarda, bilmediğimiz bir savaşın ortasındayız.
"Niye bitti?" diye kocaman bir soru işareti kalıyor kucağımızda.
Cevabı yok.
Çünkü aşk yok.
Teslim olmak şart.
Dönüp gitmek.
Şerefimizi kurtarmak için en azından, hiç ses etmemek gerek.
Alıp tüm anıları, yaşanmışları, yaşanması muhtemel zamanları, gülüşleri, bakışları, yarınları, artık geride bırakmak lazım rötarlı sevdaları.
Yeni aşklar lazım bize.
Yeni bir gelecek.
Yeni bir yüz, umutları yeşertecek.
Yepyeni şarkılar en baştan ezberlenecek.
Çünkü dinledikçe kahreden o şarkı kasetçaları da yıldırdı. Artık baydı, bayılttı.
Boşyere heves etme çarşı pazar.
Ne başı değişecek, ne nakaratı, ne de sonu. Bu kez çalan sadece cover versiyonu.
21 AĞUSTOS SALI 2007