Görsel İcraatlar
Yazılı İcraatlar
Dünya Hali
Foto Moto
İzlenesi Filmler
gul@gulakman.com
Girişe Gider

Ne yani susmak mı gerekiyor aşık olunca?

Kim ne zaman söyledi, ne zaman yazdı bilinmez, ama uydurduğuma göre; bu hikaye böyle başladı...
Çok ama çok eski vakitlerde, evvel zaman içinde denilen dönemlerde, çekirge, ustasının huzuruna çıkıp o beklenmedik soruyu sormuş "Aşk ne demek?"
İnsanoğlunun yaşama amacından, ateşi neden yaktığına, dünyanın oluşumundan küçük balığın niye kaçmak zorunda olduğuna kadar akla gelebilecek her türlü soruya yanıtı olan yaşlı bilge hazırlıksız yakalanmış bu kez.
Çünkü hayatı boyunca hiç aşık olmamış.
Bilgi fışkıran gözleri kapkara bir cehaletle denizin öte yanına odaklanmış.
Çizgilerle dolu yüzünde bir tek aşk hatıraları eksikmiş. Hiç yaşamadığı, tatmadığı bir duyguymuş çırağının ondan beklediği yanıt.
Cevapsız bırakmak da olmazmış.
Uzun bir sessizlikte kaybolmuş yaşlı adam.
Ekmek desen değilmiş aşk... Su, toprak, ateş değil.
Ölüm desen ya da yeni bir hayat, yok...
Anne şefkati, baba sıcağı, kardeş yakınlığı da değilmiş.
Neye benzermiş acaba?
Yaz yağmuru, kış güneşi, sabah ayazı, gece karanlığı.
Bir kardelen, çölde serap, yürek çarpıntısı...
Bulamamış.
Ve gözleriyle kulakları kendisine çevrili çekirgesine şöyle deyivermiş:
"Aşk yaşanır evlat, anlatılmaz..."
Bilgenin cehaleti asırlar boyunca nesilden nesile günümüze kadar taşınmış. Ve insanoğlu bu kaçamak yanıtın esiri oluvermiş. Aşık olunca konuşmamış, anlatmamış, kurcalamamış.
Çünkü üzerinde tartışmak değil, yalnızca yaşamak içinmiş aşk dedikleri.
Kimi kimyaya sığınıp hormonlara bağlamış 4 yıl ömür biçmiş... Kimi kader deyip işin içinden çıkıvermiş. Kimi seksle özdeşleştirmiş, kimi "Gözlerde başlar" demiş.
Ve herkesin her dediği, aşkın sırtında birikivermiş.
Zavallı aşk, bunca ağırlığı taşıyamayıp devrilmiş.
Aslında yangınmış aşk, kül etmek için bir tutam alevi yeten.
Tutkuymuş, uğruna anababa astıran, kardeş kanı döktüren.
Vazgeçmekmiş, paradan puldan, maldan mülkten.
Zincirmiş, yağlı urgan, kelepçe, pranga, salıvermeyen.
Zehirmiş, damarlarından usul usul süzülüp hücrelerine çöreklenen.
Sihirmiş, yalancıymış, çirkini güzel eden, kurbağayı prense çeviren...
Bir hayvanın yavrusuna, düşmanına, avına duyduğu hislerin az buçuk tamamıymış kısaca...
Hem yazılır, hem anlatılırmış biz niyetli olunca..

11 AĞUSTOS CUMARTESİ 2007

 

Tanrım bana Hollywood aşkı ver
Ne yani susmak mı gerekiyor aşık olunca ?
Devrem, gönül rütbe dinlemez.
Bence kal, biraz daha kal
Küçükken hayat daha bir kolay
Harfler ve Cuma
Her aşk mutlu başlar sonrası efkar
Bakalım ölecek miyim ?
70'e bağlayalım olmaz mı ?
Annem, mutfak camına çıksa da ...
Hanginiz kurtsunuz acaba ?
Hafızam niye senden yana ?
Adını İstanbul koydum...
Özgürüm, en az senin kadar
Bunun için adamı hapse atmıyorlar
Kart kalıyor hıyarlar ya da eriyip gidiyor acurlar
Bunların hepsi aynı, isimleri başka
Kendi romantik komedinizi...
Anam babam
Biz: aşkın yüz karaları...
Fotoğraflarımı gönderir misiniz ?
İçindekileri kusmak ya da sadece konuşmak
Gideceksen hemen git
En büyük aşkım ya da en derin sızım
Aynadaki yüzüm
Savaşma benimle, yenemiyorsun işte
Kavgalara alışmak ya da...
Adalet aşkın temeli
Her aşka bir kullanma kılavuzu şart
Nasıl ?
Baş harfi sen
Var mısın, yok musun ?
Bırakın filmleri, en iyi senaryo annenizinki
Söz seyircinin
Beklemek iyidir...
Emanetimi geri aldım
Herkes kendi siperine
Ben gidiyorum, kalanlar sana emanet